Garipçe Köyü

GARİPÇE KÖYÜ

İstanbul’da yaşayanlar için şehrin gürültüsünden ve kalabalığından kaçmanın en güzel yolu yakınlarda olup ama uzaktaymışsınız hissi veren yerler. Son zamanların bu kıstasa uyan popüler mekânı ise Garipçe.

Garipçe Sarıyer'e bağlı halkının çoğunu Karadeniz’den göçenlerin oluşturduğu küçük bir balıkçı kasabası. Ama özellikle 3. Köprünün buraya yapılmasından sonra adından sık sık söz edilir oldu. Doğrusu benimde uzunca bir zamandır gidilecek yerler listemde yer alıp bir türlü yolumun düşmediği bir yerdi.

GARİPÇE KÖYÜ

Garipçe Köyün’ de Ne Yapılır?

Garipçe Kayaların arasında küçücük bir köy. Bir meydan, cami ve sahilde birkaç restorandan oluşuyor. Bu yüzden buraya gittiğinizde denize karşı akşam yemeği veya güzel bir kahvaltı (ki öneririm) dan sonra hemen köyün üzerinde yer alan Garipçe Kalesi, Rumeli Feneri Köyünü ve Topçu Kalesi ile Garipçe’ ye varmadan yol üzerinde yer alan kuş gözlem kulesi(bu kule Sarıyer’den Garipçe’ ye giderken Koç Üniversitesi ve yangın gözetleme kulesini geçer geçmez sol tarafınızda kalıyor. Arabayı girişe park edip biraz yürüdükten sonra kuleyi göreceksiniz. Biz dönüşte uğramak istedik fakat Naz uyuya kaldığı için ne yazık ki arabadan inip çıkamadık ama vaktiniz varsa ve yüksekten korkmuyorsanız manzarayı bir izleyin.) de ziyaret edilmeli.

Garipçe Köyü

Mitolojide lanetlenmiş Kral Phineas’ın yaşadığı bu köye antik çağda sahilinin taşlık ve kayalık olması, yüksek ve sarp kayalıklarında kartal ve akbabaların yuva yapmaları nedeni ile Gyropolis yani ‘Akbabalar Şehri’ denilirmiş. Garipçe Köyünün bir diğer adı ise tarihçi Homeros’a göre Kharybdis’dir. Efsanelere konu olan Garipçe ‘ye Gyropolis (Geyer’in kenti) de denilmekte imiş.

Bir başka söylem ise köyün adının Karibce’den gelmesidir. ‘Karib’ kelimesi Osmanlıca da ‘yakın, yakında olan, yer ve zamana yakın, soyca yakın’ anlamına geliyor.

Son bir varsayıma göre ise köye, kayalıklar arasındaki küçük bir koyda olması, yerleşim alanının yetersiz bulunması, balıkçılık dışında başka bir meslek dalının gelişme göstermemesi nedeniyle de ‘gariban’dan esinlenerek   ‘Garipçe’ denilmiş olabilir. Köyün büyüme ve gelişme gösterememesi, balıkçılık dışında herhangi bir sanatın olmaması garipliği bu tezi doğrular nitelikte. Osmanlı döneminden beri bu isim kullanılmaktaymış.

GARİPÇE KÖYÜ

Garipçe Restoranları

Garipçe Köyü sahip olduğu kısıtlı imkanlara rağmen burada bulunan mekanlar kendini kahvaltı konusunda oldukça geliştirmiş. Ayrıca balıkçı kasabası olmasından dolayı aynı restoranlar akşamları balık konusunda da gayet iyiler.

Ben araştırdığımda en popüler yeme içme yeri olarak karşıma Asma Altı Kahvaltı ve Balık Evi(burası sahilde değil hemen bir arka sokakta yer alıyor, daha kışlık bir yer olarak tercih edilebilir bence. Soba ve kestane modunda), Aydın Balık, Qarip Restoran ve Kaşı Kumluk Balık Restoranı çıktı. Ama ben tercihimi sırayla dizilmiş olan restoranların en sağında yer alan ve ayaklarınızın toprağa basacağı Koliva Kahvaltı Balık Restoranından yana kullandım. Çünkü Naz deniz kenarı deyince kovasıyla birlikte geldi. Kahvaltı fiyatları tüm mekanlarda aynı 50 TL. Ama hafta içi serpme olan kahvaltı diğer restoranlarda açık büfeye dönüyor ki ben kendilerinden pek haz etmiyorum. Koliva da ise hafta sonu da serpmeye devam. Öyle acayip lezzetli bir kahvaltı sunduklarını söyleyemem ama doymadan kalkılacak bir sofrada değil. Ayrıca çalışanların güler yüz ve samimiyetleri çok iyi. Fazladan istenen pişi ve çay için ilave ücret alınmıyor ama masaya getirdiği su için 5 TL bir fiyat alıyorlar. Neyse o da olsun artık bu manzaraya diyorsunuz. Ayrıca horozlar, ördekler ve martılar da kahvaltınıza eşlik edip sizi hiç yalnız bırakmıyorlar.

Garipçe Köyü Nerede, Nasıl Gidilir?

Garipçe İstanbul ili Sarıyer ilçesinde yer almakta. Eğer Garipçe ’ye kendi arabanız ile ulaşmak istiyorsanız Sarıyer merkezden Şehit Mithat Yılmaz caddesini ve sonrasında Sarıyer – Rumeli Feneri yolunu takip ederek Rumeli Feneri köyüne gitmeden önce Koç Üniversitesi kavşağından Garipçe köyü rotasına dönülmesi gerekmektedir. Otobüs ile gitmek istiyorsanız 30 dakikalık bir sürede Sarıyer ile Rumeli Feneri köyü arasında çalışan halk otobüslerine binilebilir. 150 numaralı İETT otobüsü ile Sarıyer’den Garipçe ’ye ulaşım sağlanıyor.

garipce_ 407800

Garipçe Kalesi

Yemek yedikten sonra hiç arabaya falan binmenize gerek olmadan köyün sol taraftaki merdivenleri çıkarak Garipçe Kalesine ulaşabilirsiniz. Ama ülkemin her yerinde olduğu gibi burasıda kendi kaderine terkedilmiş durumda. Artık bir harabe durumuna gelmiş ve kaleden pek de eser kalmamış ne yazık ki. Ayrıca yerlerde olan pislik de cabası. Oysa kalenin öyle bir manzarası var ki sormayın. 3.köprü ve boğaz çok güzel izleniyor.

Dip not Garipçe Kalesi, Padişah III. Mustafa tarafından Macar asıllı Fransız mimar Baron François de Tott’a yaptırılmış.

IMG_3584

Rumeli Feneri Köyü

Garipçe gezisi yapmaya geldiyseniz mutlaka yolunuzu Rumeli Feneri Köyü’ne de gezebilirsiniz. Köy merkezinden 2,5 kilometre uzaklıkta konumlanıyor. İsterseniz otobüs ile Rumeli Feneri köyüne gelebilirsiniz. Kendi arabanız varsa yaklaşık 15 dakikalık bir sürüş ile ulaşabilirsiniz. Rumeli Feneri çok güzel bir balıkçı köyü ve Garipçe’ ye göre bir miktar daha gelişmiş.

Yüksekliği 30 metre olan Rumeli Fenerinin tarihi 1855’li yıllara dayanıyor. Kırım Savaşı zamanında İngiliz ve Fransız gemilerinin İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e giriş çıkışlarını sağlamak amacı ile yapılmış. Fener denizden 58 metre yükseklikte yer alıyor. Ayrıca Rumeli Feneri, Türkeli Feneri olarak da biliniyor. Tam karşısındaki Anadolu kıtasında ise Anadolu Feneri var. Karşılıklı bu iki fenerin birleştiği çizgiye İstanbul Limanı’nın kuzey sınırı deniyor. Fenerin ışığı 18 deniz mili uzaklıktan da görünüyor. Fenerin içinde Sarı Saltuk Dede’nin türbesi de bulunuyor. Osmanlılar zamanında bu kişi Balkanlarda ve çevresinde seyahat edip insanlara İslam’ı anlatan bir dervişmiş.

IMG_3591

Rumeli Feneri Kalesi (Topçu Kalesi)

Rumeli Feneri Kalesi, İstanbul’da Sarıyer’de Rumeli Feneri sırtlarındaki 17.yy döneminden Cenevizlilerden kalma bir kaledir. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz tarafından en uç noktasında yer alan kaleye kemerli bir giriş kapısından giriliyor. Cumhuriyet döneminde askeri karakol olarak kullanılan kalenin iki büyük kulesi bulunmakta. 17.yy’da IV. Murad zamanında yeniden inşa edilen kalede o dönem 60 asker evi, 100 top, cephanelik, buğday ambarları, bir camiden oluşuyormuş ve içinde 300 asker yaşıyormuş.

Konumu itibari ile Marmara Denizi ile Karadeniz’i birbirine bağlayan noktada bulunan kale Marmara Denizi girişini kontrol eden stratejik bir konumda bulunmaktadır. Bu özelliği ile Cumhuriyet dönemine kadar faal halde kullanılmış olan kale bakımsızlık yüzünden bugün oldukça kötü bir halde. 2 adet burcu olan kalenin 2 burcu bakımsızlıktan dolayı yıkılmak üzere. Kalenin içinde olmaması gereken her şey var. Bir yanda tüten bacasıyla küçük bir çayhane, ortada gelenleri dolaştırmak için bir at, her yerde hayvan dışkıları ve bu ortamda gezmeye çalışan yerli ve yabancı turistler. Bilmiyorum çok mu zordur buraları restore edip, kapıya bir bekçi koyarak insan gibi tarihine sahip çıkmak. Her yıl okullardan mezun olan sanat tarihi veya arkeologlar ne için okuyorlar acaba? Neden bu kadar büyük hazineler kendi haline bırakılıp çürümeye ve yok olmaya terk ediliyor?

SONBAHAR İÇİN 12 ROTA

Evet bunlar derin konular diyor daha fazla serzenişte bulunmadan Garipçe gezi notlarıma noktayı koyuyorum. Hepinize keyifli gezmeler dilerim.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

İZMİR DOĞAL YAŞAM PARKI
Büyükada Rehberi
SONBAHAR İÇİN 12 ROTA
İZMİR'E BİR BAKIŞ

Share This:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir