Atatürk Deniz Köşkü

IMG_5455

Bu hafta sonu çok sevdiğim birinin yazlık evindeydik. Deniz sezonunu henüz açmadık ama kumlarla buluşup, deniz kokusu ve iyotu içimize çektik. Dünyanın hayran kaldığı bir baba ve kızının yaşadığı evde fotoğraflara bakarak o günleri hayal ettik. Naz yazı tahtasını görür görmez şeritlerin arkasına geçip “anne yazabilir miyim” dedi. Hepiniz o anın fotoğrafını hatırlıyorsunuzdur. Küçük Ülkü tahtada arkası dönük, Atatürk koltukta, o anlatıyor Ülkü büyük A harfi çiziyor. Başöğretmen babası ve kızı Ülkü.

Onların evindeyiz ama yıllar sonra; Eşim “keşke O’nun yaşadığı zamanda burada olsaydık” dedi sahilde kumlara ve denize bakarken. Keşke … Ne çok istedim bunu. Bu sahilde onunla yüzmek, küçük kayığına binip kürek çekerken O’nu izlemek.

Bir ülkeyi yoktan var eden adam. Koskoca devletleri bir avuç insan ve malzemeyle, büyük bir akıl, planlama ve geleceği görme yeteneği ve hiç kaybetmediği Türk insanına olan güveniyle yenip, tarihi yeniden yazan adam. Bir daha dünyada hiç rastlayamayacağımız bir dahi. Hayran olduğum yegane insan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

 

Kişisel gelişim kitaplarını pek sevmem, bana hep saçma gelmişlerdir ama şimdi elimde bir tane var ve okuyorum. Ne anlatırsa anlatsın bir kitap bana geldiyse mutlaka okunur, hiç ayırt etmem. Neyse bu kitapta diyor ki; insan her konuda gelişmiş olamaz. Hem doğuştan gelen yetenekleri hem de kendi çabasıyla bir yönü geliştiyse, mutlaka bir diğer yönü eksik kalır. Şöyle diyor yazar iyi filozoflar kötü dans eder. Bir alanda iyi olmak istiyorsanız, her alanda iyi olmayın. Ve örnek olarakta Einstein ve Steven Jobs’u veriyor.

Ama yazar şunu kaçırıyor, ben daha ilk cümleyi okuduğumda beynimde tek bir isim canlandı ve istersem birçok şeyi başarabilirim dedim. Yani yazarla tam zıt bir görüşteyim.

Şimdi ben anlatayım. Öyle bir adam düşünün ki; anadili dışında tam 7 dil biliyor (Fransızca, Almanca, İngilizce, Farsça, Bulgarca, Arapça, Rusça), bir dil bilimci gibi kelimelerin kökenlerini inceliyor, bugün kullandığımız birçok Türkçe sözcüğün isim babası (üçgen, açı vb.), birçok alanda kitap yazıyor ( hem askeri konularda, hem geometri, hem de vatandaşlık kitabı gibi), bir tarihçi gibi araştırmalar yapıyor ve bir o kadar da bilgiye sahip, bir askeri deha, tüm dünyanın saygı duyduğu tek komutan, bir başöğretmen (ki bu özelliğe sahip dünyada bir lider daha yok!), çok iyi dans ediyor (hem zeybek oynuyor hem vals yapıyor), gerçek bir doğa sevdalısı (tek bir ağaç için çabalayan, ot bitmeyen topraktan koskoca bir orman yaratan adam), ileri görüşlü, devrimci, hem halk hem de o halkın lideri, gerçek bir sanatsever (ülkesine müziği, dansı, tiyatroyu, sinemayı, resmi, heykeli anlatan, geliştiren, destekleyen adam), bir filozof ve bir antropolog… Bir kurucu ve geliştirici cumhurbaşkanı (bu liste uzar da uzar şimdilik aklıma gelenler bunlar diyelim) siz zaten kimden bahsettiğimi anladınız değil mi? Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Demem o ki, önümüzde bu kadar mükemmel bir örnek var iken, benim, senin, bu ülkenin insanının kendini geliştirmek ve amaçlarını gerçekleştirmekte bir engel olacağını düşünmüyorum. Hele ki damarlarındaki asil kan akmaya devam ederken.

ataturk+un+mayosu

Atamızın Florya da ki deniz köşküne gelirsek deniz tabanına çakılan çelik konstrüksiyonlu ayaklar üzerine kurularak yapılmış olan ve karaya 90 metre uzunluğunda bir köprüyle bağlanan köşk, deniz üzerinde adeta yüzen bir gemi izlenimi veriyor. 1988 de Cumhurbaşkanlığı tarafından Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredilen köşk, restorasyonu tamamlandıktan sonra 1993’te Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılıyor. Öncesindeyse köşk Atatürk tarafından son olarak 28 Mayıs 1938’de kullanılmış, daha sonra Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren tarafından kullanılmış. İçeride Atamızın yatak odası, çalışma odası, kabul odası ve banyosu dışında küçük Ülkü Adatepe ve Afet İnan’ın odasını da görebilirsiniz. Çalışma odasında yer alan kütüphanesindeki kitaplar ne yazık ki orada değiller, kitaplar Dolmabahçe Sarayında sergilenmekteymiş. Atatürk İstanbul’da kaldığı sürelerde zaman zaman devlet işlerini buradan yönetirmiş, siyasal ve bilimsel toplantılar düzenleyerek kimi önemli konuklarını burada ağırlarmış. Bu yüzden sıra sıra dizilmiş 6 yatak odasından 3 tanesi misafir odası olarak ayrılmış. Bu yatak odalarından sadece Atatürk’ün ve başmisafir odasının ayrı birer banyosu bulunuyor. Köşke girişte ilk karşılaşacağınız ilk şey ise Atamızın kayığı ve onu kullanırken çekilmiş fotoğrafları. Bu arada köşke giriş ücretinden bahsetmeyi unuttum. Girişte yer alan bilet gişesini boş göreceksiniz siz köprüden yürümeye devam edin biletler içeriye girmeden temin ediliyor ama zaten çok sembolik rakamlar kişi başı 2,5 TL indirimli biletse 1 TL. Köşkü Pazartesi ve Perşembe hariç Mart - Kasım arası 09:00 – 16:00 arası, Nisan – Ekim arası 09:00 – 17:00 arası ziyaret edebilirsiniz. İçeride diğer müzelerde olduğu gibi ne yazık ki fotoğraf çekemiyorsunuz. Ve bir rehber eşliğinde köşkü dolaşıyorsunuz.

Benim içeride dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi banyoda yer alan kantar fonksiyonlu koltuk oldu. Bir diğer şey ise Atamızın sergilenen deniz kıyafetleri, terlikleri, mayosu, yazlık şapkası, ayakkabıları…şu an bile hiç kimsenin bu kadar şık olduğunu görmedim ben. Yaşadığı tarihin gerçekten en şık insanı olduğunu düşünüyorum.

Köşkte bir mutfak yok çünkü yemekler köşkün müştemilatında pişiyormuş. Bu gün müştemilat binaları milletvekili lojmanları olarak kullanılıyor. Ayrıca köşkün karşısında bir restoran, çok güzel çiçeklerle donatılmış bir bahçe ve çocuk parkı da bulunuyor.

Bizim için gerçekten çok güzel bir gezi oldu, sizde Atamızı daha yakından tanımak isterseniz bu güzel deniz köşkünü mutlaka ziyaret etmelisiniz.

 

Adres: İstanbul Caddesi Florya/İstanbul

Telefon: 0212 426 51 51

Share This:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir